Temel Kaynaklarla Hatırlatıcı Bir Giriş
Tebük savaşından Medine'ye dönerken hz. Peygamber( sav) şöyle söyledi:
-Küçük Cihaddan büyük cihada dönüyoruz.
Sahabeden(r.a) birisi sordu:
Sahabeden(r.a) birisi sordu:
-Ey Allahın Rasulü Büyük cihad nedir?
Peygamberimiz (sav) cevaben buyurdular ki:
Peygamberimiz (sav) cevaben buyurdular ki:
-Nefisle cihaddır.
Nakledilen hadisle
büyük cihat olarak nitelendirilen nefisle mücadelenin asıl gayesi nefsin
kötülüğü emreden yönünden onu temizlemek ve yaradılışı gereği inkâr edici olan
yönünü İslam’a çevirmektir. (kâfir olan nefsin Müslüman olması) Küçük cihadın
gayesi Allah’ın rızasını kazanmak; büyük cihadın gayesi Cenab-ı Mevla’nın
dostluğuna, muhabbetine ermektir. Küçük cihad şehadete büyük cihad ise
sıddıkiyet makamına erdirir.
Katil İçimizde
Hak yolunda Allah’a
varmanın önünde asıl engel kendi nefsimizdir. Bu yüzden onu saflaştırmak için
girilen cihadın- mücadelenin öneminin farkında olmalıyız.
"Kim inanır, nefsini ıslah ederse; onlara hiç bir korku yoktur ve
onlar mahzun da olmayacaklardır." (En'am:48)
Nefsin hileleri yalnızca emmare makamında bulunmaz. Nefsin yedi makamı da
kulu ile rabbi arasında çeşitli perdeler barındırır. Seyri süluk yolu işte
nefsin her makamındaki bu perdeleri kaldırmak için girilen mücadeleden başka
bir şey değildir. Hak Teala çok sevdiği,
veliliğe istidatlı olan kullarını bu yola sevk eder. Bu yoldaki mücadele de
ancak hakikatiyle Kamil bir mürşidin gözetiminde gerçekleşebilir.
Sinsi Katilin Cinayet Silahları
Manevi sahada hakkıyla cihad edebilmek
için nefsin zehirli telkinlerinin( vesvese) ve gafletin bu cihadı başlamadan
bitirmesine izin vermemeliyiz.
Gaflet: Nefisle
mücadelede önemli olan savaşı kazanmak değil daima onunla cihad ediyor
olmaktır. Tüm dünya bize Allah’ı unutturmak için tasarlanmıştır. İnsanın ise
yaradılışı gereği kalbi değişip dönmektedir. Daima ailelerimiz, işlerimiz
kalbimizde Rabbimizin muhabbetinin ve ona olan ihlâsımızın önüne geçmeye
meyillidir. Amacımız kalplerimizi
Allah’ın rızası doğrultusunda sabit ve devamlı kılmaktır.
Vesvese: Nefisle
cihad ederken başarılı olabilmek için en çok dikkat etmemiz gereken vesvese ve
şüphelerdir. Şeytan ve inkâr etmiş cinler bize fiziksel olarak hiçbir zarar
veremezler. Onların bize verebileceği en büyük zarar kulağımıza fısıldadıkları
vesveselerle kalplerimize şüphe tohumları ekmektir. Kalbindeki küçücük bir
şüpheye kapı aralayan salik kalp sarayının yıkılışına ve kendi helakine seyirci
olacaktır.
Eğlence Şimdi Başlıyor!
Nafisle cihadın asıl gayesi veya
hakikate erdiğinde ortaya çıkacak olan durum hayatı anlamak için farklı ve
özgün bir bakış açısı geliştirmemiz olacaktır. Farklı ve özgünden kastettiğimiz
bize dayatılan sosyal kişiliğimizden uzaklaştığımız otantik kişiliğimize tekrar
geri döndüğümüzde sahip olacağımız bakış açısıdır.
Sıradaki Parça Dramları Sevenler İçin Geliyor
Nefsimizle cihad ederken farkında
olmamız gereken bir başka mesele de çileciliktir. Çilecilik psikolojide
tanımlanmış patolojik bir vakıadır.
Kendimizi terbiye etmek için kendimize
gereksiz eziyetler üretmemeliyiz. Sırf daha iyi daha olgun davranıyor olmak
için hayır demeyi, itiraz etmeyi, rahatsız olduğumuz durumları dile getirmeyi
terk etmemeliyiz. Olgunluk, kâmil olmak sorunlarla cesurca yüzleşmeyi de
gerektirir.
Acıyı Sevmek Olur mu?
Nefsimizle cihad ederken acıyla son
derece içli dışlı oluruz. Bu bize başkalarının sıkıntılarına daha duyarlı
olmayı onları sahiden anlamamızı sağlar. İnsanın başkalarına olan merhametinin ölçüsü
insanlığa olan hizmetinin ölçüsünü de gösterir. Çünkü insanda diğerkâmlık
derinleştikçe başkalarının dertlerini gidermeyi de o denli güçlü isteyecektir.
Ayrıca nefsimizle cihad ederken bunca acıya
temas eden ruhumuzun artık Allah’ın nimetlerinden alacağı tat da kemale ermiş
olacaktır; Baldıranı tatmayan Balı da tatmamış demektir.
Üç Kaşık Ondan Bir Tutam Bundan…
Nefisle cihad ederken şunları da
unutmamalıyız; bunlar bizi çıktığımız zorlu mücadelede motive edecek,
ümitsizliğe düşmemizi engelleyecektir:
·
Çektiğimiz acının kendi içerisinde bizim için
nice hayırlar- lütuflar sakladığının farkında olmalıyız.
·
Bütün sınavlarımızı kendimizi gerçekleştirmek
için birer fırsat bilmeliyiz.
·
Hayat daima değişir. Eskiler bunu “Çark-ı felek daima döner.” Diyerek ifade etmişler.
Asla unutmamalıyız ki bu gün sınavımız olan durum yarın cennetimiz olabilir.
·
Bütün bu mücadeleyi en basite indirgemeliyiz.
Böylece zihnimiz yığınla farklı şeyle mücadele ettiğini varsayarak fazla enerji
harcamayacaktır. Bunu en güzel Hz. Ali (r.a.) ifade etmiştir;
“Dünya iki gündür biri ağladığın diğeri
güldüğün gündür; ağladığın günde isyan
etme güldüğün günde unutma!”
“Çarşı! Herkes Neden Bana Karşı?”
Bizler kalbini, ruhunun aynasını
nefsin ve şeytanın fitne ve kötülüklerinden temizlemeye çalışan, Allahın
ahlakıyla ahlaklanmak için uğraşan, O’nun halifesi olma yoluna çıkmış
salikleriz. Bu halimiz, inkar edenlerin, kalbindeki kötülüğü umursamayan
insanların, onlara hiçbir şey yapmasak bile öfkelerini üzerimize çekecektir.
Allah'ın
Resûl'ü Hz. Muhammed (S.A.V) ve O'nunla beraber olanlar, kâfirlere karşı çok
şiddetli; kendi aralarında çok merhametlidirler. Onları rükû ederken, secde
ederken ve Allah'dan fazl ve rıza isterken görürsün. Onların alâmetleri
yüzlerindeki secde izleridir. İşte bunlar, onların Tevrat'taki ve İncil'deki vasıflarıdır.
Filizini çıkaran sonra onu kuvvetlendiren, böylece kalınlaşan, sonunda gövdesi
üzerinde yükselen, çiftçilerin hoşuna giden ekin gibidir. Onlarla kâfirleri
öfkelendirmek içindir. Ve Allah, onlardan âmenû olanlara (Allah'a ulaşmayı
dileyenlere) ve salih amel (nefs tezkiyesi) yapanlara mağfiret ve büyük ecir
vaadetti. Fetih- 29
Ayrıca İbrahim Hakkı hz.leri de şöyle
anlatır; "bir kimse eğer bu yolculuğa çıkmışsa artık onu dağlar, taşlar, kuşlar
tüm mevcudat kıskanır. Çünkü bu kişi bu yolda ilerledikçe Allah’ın halifesi
olacak ve tüm varlığa hükmedecektir. Bu yüzden bütün mevcudat bu zatı
engellemeye çalışır."
Eğer daima Allah’a doğru yürüdüğümüzü
bilirsek ve en az bizim istediğimiz kadar O’nun da bizimle birlikte olmak istediğini
bu yüzden bize yardım ediyor olduğuna bütün kalbimizle inanırsak muhakkak ki
zafer bizimle olacaktır.
Er kişi Hakk divanında belli olur.
Erlik erkeklik veya dişilikle
bilinmez. Kendi nefsine hâkim olmuş herkes Hak divanında er sayılır. Allah’ın
nice erkek ve kadın erleri vardır.
Rabbim bizleri de erleri arasına katsın.
(Bu yazı yüksek dozda Muhyiddin Şekur’un
Gölgeler
Koridoru adlı kitabından esintiler barındırır. Böyle doğurgan kitapları
var ettiği için……. Tanrı Roma’yı kutsasın, Amen! )
Ciddi ciddi okuyordum sonundaki beni kopardi:)))
YanıtlaSil:) :) içinde mizah barındırmayan hikmet bünyede tahriş yapar sevgili kuzimm ;)
Sil